Prof. Dr. Güngör şunları söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre dünyada 70 milyonun üzerinde insanın glokomdan etkileniyor, glokom vakalarının yaklaşık 6.5 – 7 milyonu körlükle sonuçlanabiliyor. Dünyada glokomlu hasta sayısının 2040 yılında 110 milyonun üzerine çıkması bekleniyor. Türkiye’de ise glokomdan etkilenen yaklaşık 2.5 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor. Bu hastaların yarısı glokom olduklarını bilmiyor. Ülkemizde bu hastalıktan etkilenen milyonlarca kişi olmasına rağmen, yalnızca yaklaşık 300 bin hasta düzenli tedavi alıyor. Glokom dünyada katarakttan sonra körlüğün en yaygın ikinci nedeni. Hastalık doğuştan itibaren her yaşta görülebiliyor, ama genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkıyor. Göz sinirinde oluşan harabiyetin geri dönüşü olmadığı için, glokom nedeniyle kaybedilen görmenin geri dönmesi de mümkün olamıyor, hastalık kalıcı görme kayıpları ve körlükle sonuçlanabiliyor.
GEÇ KALINIRSA KÖRLÜKLE SONUÇLANABİLİR
Hastalığın erken dönemlerde teşhis edilebilmesi ve görmenin korunabilmesi için de göz muayenelerinin düzenli yapılması ve göz tansiyonunun belli aralıklarla ölçümü önemli. Tanı erken konulabilirse gidişat durdurulabilir. Glokom süreğen bir hastalık olduğu için tedavisinde hastaların yaşam boyu izlenmesi önem kazanıyor. Tedavide amaç, görme fonksiyonlarının korunabilmesi. Öncelikli tercihimiz genellikle ilaç tedavisi. Göz siniri üzerinde belirli aralıklarla cihazlarla yaptığımız muayenelerde hasar saptarsak, çeşitli damlalarla göz tansiyonunu düşürmemiz ve görme alanındaki ilerleyici kaybı durdurmamız gerekiyor. İlaçlarla olumlu sonuç alamazsak, lazer uygulamaları ve ameliyat seçeneklerine geçmek gerekebiliyor. Lazer ve cerrahi işlemler hastalığın evresine göre farklı tekniklerle uygulanabiliyor. Tedavide geç kalınırsa ya da tedavi yetersiz olursa glokom hastalığı körlükle sonuçlanabiliyor.”

Kaynak: Hürriyet
04.04.2026 23.25